Bugün gene yağmur yağıyor…
Ağır ağır, sinsi sinsi bir kâbus çöküyor pencerelere .
Yarı çıplak uzanmışım, seni düşünüyorum…
Bu sana onuncu mektubum Elena.
Onuncu ve sonuncu.
İlk mektubumu on sene evvel bugün yazmıştım.
Gene yağmur yağıyordu ağır, ağır…
Karanlık bir kâbus çökmüştü kulübemize
Gizli gizli, sinsi sinsi…
Sabahleyin sisler dağılırken,
Seni de götürmüşlerdi beraberlerinde.
Hiç ayrılmayacağız diyorduk ama,
Bir mezar ve ben kalmıştık gerilerde,
Bir de, bir de kırık-dökük kulübe…
Sen gideli yanından hiç ayrılmadım,
Mektuplarını başucunda yazdım,
Ve sonra seninkinin yanına bugün
Kendi mezarımı kazdım…
Bu sonuncu mektubum Elena,
Dışarıda gene yağmur var,
On yıl evvelki gibi sinsi,
On yıl evvelki kadar…
Bir kâbus çöküyor içime ağır ağır,
İşte gözlerimi kapatıyorum,
Yorganımı başıma çekerken,
Üzülmüyorum, seviniyorum…
Aç kollarını Elena,
Aç kollarını, geliyorum…
O sabah kulübenin kapısı bir daha açıldı.
Eller üstünde bir tabut götürdüler,
On yıl evvelki gibi…
Dışarıda gene yağmur vardı,
Ağır ağır, sinsi sinsi
Ve eskisinin iki misli…
Orhan Çekiç
Ankara/1963